Etik İkilemler

İtalyancada Etik İkilemlerde Uzmanlaşma (B2)

B2 seviyesinde karmaşık ahlaki soruları ve etik ikilemleri tartışırken standart koşul cümleleri genellikle yeterli olmaz. Şimdiki ya da gelecekteki varsayımsal (hipotez) veya gerçeğe aykırı senaryoları ifade etmek için İtalyanca, 'se' yan cümlesinde Imperfetto del Congiuntivo (Dilek-Şart Kipi Geçmiş Zaman) ve ana cümlede Condizionale Presente (Şart Kipi Geniş Zaman) birleşimine güvenir.

Gelişmiş Varsayımların Altın Kuralı

  • Yapı: Se + Imperfetto del Congiuntivo, + Condizionale Presente. (Türkçedeki '-se/-sa' ve '-irdi/-ardı' yapısına benzer şekilde, gerçekleşmesi imkansız veya varsayımsal durumlar için kullanılır.)
  • Örnek: Se ti trovassi in quella situazione, cosa faresti? (Kendini o durumda bulsaydın, ne yapardın?)

Temel Kelimeler ve Kalıplar

Etik tartışmaları yönlendirmek için bütünlük, görev, vicdan ve sonuçlar ile ilgili kesin kelimelere ihtiyacınız var.

İtalyanca Türkçe
Il dilemma etico Etik ikilem
La coscienza Vicdan
Il dovere Görev

Yapılması Muhtemel Yaygın Hatalar

Hata: Varsayımsal yan cümlede bildirme kipi (indikatif) kullanmak (*Se ti trovi... faresti).*
Düzeltme: Gerçekleşmemiş şimdiki zaman koşulları için her zaman subjunctive (congiuntivo) kullanın: Se ti trovassi... faresti. (Türkçe ana dil etkisiyle doğrudan şimdiki zaman köküyle düşünmek bu hataya yol açabilir.)

Kelimeler

il dilemma etico
etik ikilem
Affrontare un dilemma etico richiede coraggio.Etik bir ikilemle yüzleşmek cesaret gerektirir.
la coscienza
vicdan
Ascolta la tua coscienza prima di agire.Harekete geçmeden önce vicdanını dinle.
il dovere
görev
Il mio dovere è proteggere la verità.Benim görevim gerçeği korumaktır.
la responsabilità
sorumluluk
Ognuno deve assumersi la propria responsabilità.Herkes kendi sorumluluğunu üstlenmelidir.
la corruzione
yolsuzluk
La corruzione distrugge la fiducia nella società.Yolsuzluk, toplumdaki güveni yok eder.
la giustizia
adalet
La giustizia deve essere uguale per tutti.Adalet herkes için eşit olmalıdır.
la lealtà
sadakat
La lealtà verso gli amici è fondamentale.Arkadaşlara karşı sadakat esastır.
il benessere
iyi oluş / refah
Dobbiamo promuovere il benessere comune.Ortak refahı teşvik etmeliyiz.
l'onestà
dürüstlük
L'onestà paga sempre a lungo termine.Dürüstlük uzun vadede her zaman karşılığını verir.
il compromesso
uzlaşma / ödün
A volte bisogna accettare un compromesso morale.Bazen ahlaki bir uzlaşmayı kabul etmek gerekir.
la dignità
onur / haysiyet
Ogni persona merita rispetto e dignità.Her insan saygı ve onuru hak eder.
il principio
ilke / prensip
Non tradirò mai i miei principi.İlkelerime asla ihanet etmeyeceğim.
l'uguaglianza
eşitlik
L'uguaglianza sociale è un obiettivo chiave.Sosyal eşitlik kilit bir hedeftir.
la colpa
suçluluk
Sentirsi in colpa è una reazione umana.Suçlu hissetmek insani bir tepkidir.
la legge
yasa / kanun
Tutti i cittadini devono rispettare la legge.Tüm vatandaşlar yasaya saygı duymalıdır.
trasgredire
çiğnemek / ihlal etmek
È giusto trasgredire una legge ingiusta?Adil olmayan bir yasayı çiğnemek doğru mudur?
rivelare
ortaya çıkarmak / ifşa etmek
Ha deciso di rivelare la verità al pubblico.Gerçeği kamuoyuna açıklamaya karar verdi.
giudicare
yargılamak
Non dovremmo giudicare gli altri senza conoscere.
scegliere
seçmek
Tra due mali, è difficile scegliere.İki kötü arasında seçim yapmak zordur.
denunciare
ihbar etmek / şikayet etmek
Bisogna denunciare ogni atto di corruzione.Her yolsuzluk eylemi ihbar edilmelidir.

Dersler yapay zekâ desteğiyle hazırlanmıştır.

Kalıplar

Se ti trovassi a ___, cosa faresti?

Biriyle varsayımsal bir etik senaryoda ne yapacağını sorarken kullanılır.

Se ti trovassi a rubare per fame, cosa faresti?Eğer açlıktan dolayı hırsızlık yapmak zorunda kalsaydın, ne yapardın?

Dal punto di vista di ___, la situazione è diversa.

Ahlaki bir ikilemde belirli bir bakış açısını ifade etmek için kullanılır.

Dal punto di vista della legge, la situazione è diversa.Hukuk açısından bakıldığında durum farklıdır.

È nostro dovere morale ___.

Resmi bir bağlamda ahlaki bir yükümlülüğü belirtmek için kullanılır.

È nostro dovere morale aiutare i più deboli.En zayıflara yardım etmek bizim ahlaki görevimizdir.